Şirket değerlemesi gündeme geldiğinde ilk bakılan rakam çoğu zaman bilançodaki özkaynak toplamıdır. Oysa defter değeri ile işletmenin ekonomik değeri aynı kavram değildir. Bilanço geçmiş işlemlerin muhasebe kurallarına göre kaydedilmiş sonucunu gösterirken ekonomik değer gelecekte yaratılması beklenen faydayı da dikkate alır.
Defter değeri bize ne söyler?;
Defter değeri şirketin muhasebe kayıtlarında yer alan varlıklarından yükümlülüklerinin çıkarılmasıyla ulaşılan özkaynak tutarıdır. Bu rakam şirketin mali yapısını anlamak için önemlidir; ancak marka, müşteri portföyü, yazılım, organizasyon kabiliyeti veya gelecekteki büyüme potansiyeli bilançoda ekonomik değerleriyle yer almayabilir.
Aynı özkaynağa sahip iki şirketin değeri neden farklıdır?;
Bir şirket düzenli nakit üretirken diğeri aynı özkaynağa rağmen yüksek borçlanmayla faaliyet gösteriyor olabilir. Birinin müşterileri dağınık ve sürdürülebilirken diğerinin cirosu tek müşteriye bağlı olabilir. Dolayısıyla aynı bilanço büyüklüğü farklı risk ve değer yapıları yaratır.
Değerleme yönteminin seçimi şirketin niteliğine bağlıdır;
İndirgenmiş nakit akımı, piyasa çarpanları, işlem çarpanları veya net aktif değer yöntemlerinden hangisinin daha anlamlı olacağı şirketin faaliyet yapısına göre değişir. Yeni kurulmuş ve henüz pozitif nakit üretmeyen bir teknoloji şirketi ile olgun bir üretim işletmesini aynı yöntemle değerlendirmek doğru değildir.
Normalizasyon yapılmadan değerleme eksik kalır;
Ortaklara ait kişisel giderler, olağan dışı gelirler, tek seferlik dava veya tazminat giderleri, piyasa koşullarından farklı kira ve ücretler normalize edilmeden geçmiş dönem kârlılığı geleceğe taşınmamalıdır.
Özellikle pay devri, yatırımcı kabulü, ortak ayrılığı veya şirket satışı öncesinde değerleme çalışmasının yalnızca sonuç rakamını değil, bu rakamın hangi varsayımlarla oluştuğunu da göstermesi gerekir.