Düş Kırığı

ucurtma2.jpg

Sen hiç ellerindeki uçurtmaların ipine takılıp göğe ağan çocukları gördün mü?

Bir bebeğin avuçlarında vahaların kokusunu aldın mı? Ayrılık çölünün ortasında gül gibi kokladın mı saçlarını yârin? Uzak uçurumların tepesinde kuru dal gibi tutundun mu ihtiyarların benekli ellerine? Şehri bir mercek gibi büyütüp gözlerine taşıyan yağmur damlasının pencereden süzülüşünü seyrettin mi? Buğulu gözlere banıp banıp ıslanan kirpiklerin göğsünde bıraktığı kılıç yarasını hatırladığın oldu mu? Zaman geçip gitti değil mi yüzünü yalayarak? Hatırlamadın, durup dinlemedin, varıp göremedin ve tutunamadın zamana değil mi?
Sen iyisi mi dondur karelerini ömrünün… Göğe ağan çocuklar, şehri yutan damlalar, göğüste kılıç yaraları, kuru dallar bir resim olup asılı kalsın.

Yazının devamı için.. »

Onbirinci Saat

tarla.jpg

Gün geçmiyor ki, ülkede süregiden yolsuzluklardan, hayatın pahalılığından, adaletsizlikten yakınmayalım. Bunun Türkiye’ye özgü bir durum olduğunu sanmayınız. Bütün dünya bir ağlama duvarına dönüşmüş durumda. Yeni Dünya Düzeni’nin temel vasıflarından birisi de, sosyalizmin çöküşü ve devletin güçlü bir aktör olmaktan geri duruşuyla, insan iradesinin öne çıkmak yerine daha da ürkekleşmesi. Bireylerin daha incinebilir ve zayıf kişiler haline geldiği bu dünyada, herkesin desteğe ve nasihate ihtiyacı var. Bir şikâyet ve kurbanlık kültürü içinde yaşıyoruz: Herkes karşılaştığı zorluk için bir şeyi veya birisini suçluyor. Çocukluğumuz, anne-babalarımız, eğitimimiz, yaşadığımız ülke, ilişkilerimiz bu suçlamalardan nasibini alıyor. Hayatta kalmanın en önemli arzu ve kendine acımanın en önemli duygu olduğu bir dünyada; güvenlik değerleri risk almanın yerine geçiyor, sonsuz çocukluk erişkinliğin yerini alıyor.

Yazının devamı için.. »

Dinleti: “Bana bir masal anlat Baba” / Yeni Türkü

Ümidin Gücü

hope_aksam.jpg

Hull Üniversitesi’nde gerçekleştirilen kapsamlı bir inceleme, antidepresanların, hafif veya orta şiddetli depresyonda plasebodan hiç de üstün olmadığını gösterdi. Bu bulgu birçok insanın kafasını karıştırdı ve gerek ülkemizde gerek dünyada geniş bir biçimde yankılandı. Kimi eleştirmenler, günümüzü ‘antidepresan çağı’ olarak tanımlıyor. Sokaktaki pek çok insan, günün sorunlarıyla baş etmek için antidepresan ilaçlara müracaat ediyor. Şimdi ne yapsın insanlar, şeker tabletleriyle yetinseler daha mı iyi olacak?

Bu araştırmanın sonuçlarını doğru yorumlamak için plasebo etkisinin ne olduğunu bilmekte yarar var. Plasebo etkisi, herhangi bir sağaltım girişiminin kullanılmasından doğan olumlu bir iyileşme etkisi. Bunun bizatihi hastaya müdahele edilmesinin simgesel önemiyle gerçekleştiği düşünülüyor. Sözgelimi, aktif ilaç olmayan bir molekülü, mesela şeker haplarını derdine deva olacak bir ilaç olarak sunarsanız, hastanız iyileşebilir. Plasebonun gücü bedenin kendisini birden iyileştirebilmesinde saklıdır.

Yazının devamı için.. »

Kuranca: Kader alın yazısı mı? Tabiat kanunları mı?

satranc1.jpg

Kur’an kader kelimesini hep bu anlamda kullanır. Ahzâb 38, kader ile sünnet beraberliğini ilginç bir biçimde kuruyor.

Allah’ın kendisine farz kıldığı şeyde peygambere hiçbir vebal yoktur. Daha önce gelip geçmişlerde de Allah’ın yolu-yöntemi buydu. Allah’ın emri, belirlenmiş bir kaderdir/ölçüdür.”

Bu ayette üç tâbir, çok önemli ve dikkat çekicidir:

1. Allah’ın kendisine farz kıldığı,
2. Allah’ın sünneti, (tarzı, tavrı)
3. Allah’ın kaderi
.

Allah’ın kendisine farz (değişmez yasa, kural) kıldığı şey, Allah’ın sünneti (tabiat kanunları) ve kader yani değişmez ölçüler veya ölçülendirmelerdir. Ahzâb 38 bu iç kavramın, Kur’an açısından aynı anlamı taşıdığını son derece açık bir biçimde ortaya koymaktadır.

Yazının devamı için.. »